SEN VE EVREN, EVREN VE SEN!

İNSAN, hayatın gerçek rengini bulunca anlar; siyah ve beyazın tek renk olmadığını.
Ardından, karanlığın, doğan güneş’e engel olamadığını görür…
Güneş’in esasta hiç batmadığını, evreni aydınlatmaya devam ettiğini anlarsın.
Bazen bir şairin şiirinde, bazen duvara yazılan bir yazıda bulursun kendini.
Kendini kendinle toplar , kendine böler ve kendini kendinden çıkarmayı başarırsan; yağmur damlalarının ardından güneşin tüm ışıltısı ile parladığını görür…
Kurumuş toprakken, ansızın yemyeşil bir vadi olursun.
Her yangına…
Her yanana taşıdığın sular, damla damla senin ateş’ine koşar, İbrahim’e gelen koçu getirirsin aklına ve bir kez daha anlarsın ki, dünyada kazanan sadece iyiliktir.
Rahmetin üzerine damla damla yağmaya başlaması, kuruyan yüreğinin can suyu olur.
Artık, sadece seyredersin bundan sonra olanları.
Ve Asr Suresi’ni hatırlarsın ruhunun en naif köşesinde.
Sabreden ve sabrı tavsiye edenlerin “müstesna” olduğunu anlarsın.
Hayata yeni başlamışsındır aslında, tüm yaşadıklarına inat, devasa bir FARKINDALIKLA.
Ve muhteşem bir huzurla EL HÜKMÜ LİLLAH ayetini fısıldar dudakların.
Yegane karar merkezinin ALLAH olduğunu bilerek;
Kalbindeki şükür, ruhuna dokunan kanaatle anlarsın…
Nihayetinde sen’in evrenle değil, evren’in seninle döndüğünü görürsün. Say