NESİN ULAN SEN?

BU sabah, diğer günlerde yaptığımız gibi, ekmek kırıntılarını pencerenin önündeki mermerin üzerine serpiştirdik.
*
Hayatımızın bir parçası olan, bize göre masum çatı komşularımızı, yani güvercinleri çoğu insan gibi biz de elimizden geldiğince yemlemeye çalışırız.
*
Ekmek kırıntılarını serpiştirdikten sonra, camı kapatıp, tül perdeyi çekmiştim ki, bir güvercin hemen geliverdi. Ardından biri daha mermere kondu ve ekmekleri gagalamaya başladılar.
Biri, diğerine hiç müdahale etmiyor, kardeş kardeş karınlarını doyuruyorlardı.
*
Derken bir üçüncü güvercin peyda oldu camın önünde.
Ama o yemleri değil de gelir gelmez diğer iki güvercini gagalamaya başladı!
*
İnanılır gibi değildi.
Her şey tüm çıplaklığı ile gözümün önünde cereyan ediyordu.
*
Bana sorsanız üç sevimli yaratık, üçü de sonuçta güvercindi.
Ama onlar açısından demek ki öyle değilmiş!
*
Son gelen sanki bir başka yaratıktı, onların başının belası, külhanbeyi gibi birşeydi!
Güvercin dünyasının Amerika’sı!
*
O küstah güç önce kızılderilileri, yani masumları ve mazlumları güç kullanarak, gagalayarak, üzerlerine abanarak kaçırttı, sonra tek başına yemleri tüketmeye başladı.
Bir de mağrurlanıyor, kabarıyor, etrafında daireler çizerek dolaşıyordu, inanamazsınız!
*
Nasıl sinirlendim anlatamam. Yakalayabilsem kaba kuvvet kullanan ve hemcinslerini kaçırtan o güvercini pataklar, belki tüylerini bile yolardım.
*
O ara sinirimden kendi kendime “Nesin ulan, kimsin sen?” diye söylenmeye başladım!
Elimden ne yazık ki, sinirlenmekten ve kendi kendime bıdılanmaktan başka birşey gelmiyordu.
*
Atı alan Üsküdar’ı geçmiş, güç kullanarak yemi tüketen amacına ulaşmış, havalanıp gitmiş, bana da kala kala işin tepki yanı kalmıştı.
*
Bu sabah penceremizin önünde gördüklerim, o bir iki güvercin aslında bana yaşadıklarımızdan…
Bize yaşatılanlardan…
Ukrayna’daki insanlık dramından bir kesit sunmuş, bir yandan beni kara kara düşündürürken, diğer yandan da acı bir tebessüme yüzümde tur artırmıştı…
*
Mutfaktan odaya dönerken duygularım biri birine karışmış, Arap saçına dönmüştü.
*
Demek ki, bu dünyada yaşamak ve ayakta kalabilmek için güçlü ve acımasız olmak gerekiyormuş!!!
*
Güvercin tiyatrosu bunu bana tüm çıplaklığıyla, net olarak göstermişti…
*
Sizi bilmem ama, diyorum ki;
Böyle güce…
Güçsüzü ezen, bebekleri öldüren, anaların gözünü yaşartan acımasız, aç gözlü zihniyete lanet olsun!
Lanet olsun kudurgan dünyaya…
Lanet olsun insanları mutsuz eden, çaresiz, aç ve sefil bırakan böyle zalim düzene…
Lanet olsu!