NAİM HOCA!

ERZURUM’un Nasrettin Hoca’sıydı.
“Namazın gazasi (kaza) olur, maçın ğezasi olmaz” diyen bir futbolsever.
Erzurum’un O’nun kadar sevilen bir siması da “Tapucu Memmet”ti.
Tapu Müdürü Mehmet Güzel.
Maviş gözleri, sevimli yüzü, esprileri ve tok sözlülüğü ile hemen herkesin taktirini ve sevgisini kazanmış, namuslu, dürüst, çalışkan bir bürokrat.
12 Eylül’ün bakanlarından biri Erzurum’a gelmiştir.
Vali, karşılayıcı bürokratları tek tek takdim etmektedir.
Sıra Tapucu Mehmet Güzel’e gelir.
Bakan, “herhalde servetinizin sınırı yoktur” diye takılarak espri yapmak ister.
Sözünü esirgemeyen müdürümüz, lafın altında kalmaz.
“Herhalde bana bakıp kendinizi görüyorsunuz sayın Bakan” der.
Bu sözün üstüne söz bulamayan bakan mosmor vaziyette öteki bürokrata yönelir
Naim Hoca, aynı zamanda bir hayvanseverdir.
Sık sık Ankara’ya gelir, her gelişinde kadim dostu ve arkadaşı, eski Diyanet İşleri Başkanımız Mehmet Nuri Yılmaz’ın evine misafir olurdu.
Yine böye bir misafirlikte akşam sofrası kurulur, masada köfte-pirzola vardır.
Komşunun köpeği içeri girer girmez sofraya atlar, pirzolalardan başlayarak hepsini yemeye başlar.
Naim Hoca, Nuri Hoca ve ailenin diğer fertleri sofradan çekilmiş, köpeği izlemektedirler.
Naim Hoca keyifle seyreder ve şunu der: “Ola uşah, it fena acıhmış, durun yesin.”
Köpek hoca sofrasında karnını iyice doyurur, aile, bu defa kendileri için yeni bir sofra kurmak zorunda kalır.
Naim Hoca ile anekdotlar, bir yazıya sığmayacak kadar çoktur.
Bir kitap hacmindedir.
O işi kadim arkadaşı Mehmet Nuri Yılmaz’ın yerine getireceğini biliyoruz.
Naim Hoca, Ramazan’da teravihh namazını kıldırmaktadır.
Mahfildeki hanım cemaatin kendisinden önce secdeye vardığını anlar, selam arasında arkasını onlara dönerek şöyle bağırır:
“Ola garılar, bülirsiz sizin namazız olmir. Hocadan evvel secdeye varirsiz. Bele olmaz. Bundan sonra bennen yatıp, bennen gahacahsız.”
O tarihlerde televizyorlarda Dallas diye bir dizi vardır.
Herhalde hoca da o dizinin izleyicileri arasındadır ki, yine bir teravih namazı başlangıcında cemaate döner ve şöyle der:
“Eziz cemaat. Şimdi namazi hızli gıldırim ki, Dallas’a yetişesiz.”
Rahmetler içinde olsunlar.
Güzel insanlardı.
Mehmet Nuri Yılmaz hocamızla bir araya geldiğimizde zaman zaman bu anıları konuşuruz.
Necati Bey.teşekkür ederi. gerçekten babam çok dürüst bir insandı ölmeden önce maaşından artırdığı bir kaç kuruşu fırıncı lütfettin akköke bırakmış. emri hak vaki olursa çocuklara verirsin harç masraflarını görsünler diye makamları cennet olsun teşekkür ederim.kaleminize sağlık