MEKTEPLER İNKILAPLARIN BAŞLADIĞI MİLLİ YERLERDİR

AYNI zamanda öğretmen olan ve büyük bir Nurettin Topçu hayranı olarak bilinen Erzurum Öğretmenevi Müdürü Abdullah Nehir, günümüz dünyasında çeşitli çevrelerin tanımını merak ettikleri, kimilerinin kendilerine ve dünya görüşlerine göre farklı farklı açıklama getirdikleri “mektep (okul) ve maarif (eğitim)” kavramlarına, Topçu’nun anlatımıyla yaklaşım sergiledi; okulları (mektepleri) “inkılapların (devrimlerin) başladığı milli yerler” olarak gösterdi, öğretmenleri (muallimler) de yine aynı bakış açısından hareketle birer “sanatkâr” olarak nitelendirdi.
Geçtiğimiz günlerde Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı tarafından Yakutiye Medresesi’nde düzenlenen Ramazan programlarından birisinde, emekli eğitimci Muammer Çelik ile birlikte dinleyicilerin karşısına çıkan ve Nurettin Topçu’nun hayatından kesitler sunan Abdullah Nehir, bu defa da ünlü düşünce ve fikir adamı, “isyan ahlakı”nın mimarı Nurettin Topçu’nun okul, öğretmen ve eğitime yönelik değerlendirmelerini erzurumdanhaberler’e aktardı.
İŞTE O DEĞERLENDİRMELER
Mektep (Okul): Mektep, millet bünyesinde inkılapların başladığı yerdir ve tamamen millîdir.
Öğrenme nasıl olur: Öğrenme, her şeyden evvel bir çıraklıktır. Mektep çıraklık yeridir, diyebiliriz ki bir tezgâhtır. O tezgâhta usta yapar, çıraklar tekrarlar. Usta verir çırak alır. Alınmamış, benimsenmemiş, benliğe mal edilmemiş bir ders, iyi bir ders sayılmaz. Mektepte alınan ders, ya bir tasavvurdur, hayale mal edilir; ya bir hünerdir, ele mal edilir; ya bir iradedir, iktidarımıza mal edilir; ya da bir aşktır kalbe mal edilir.
“Bize bir insan mektebi lâzım. Bir mektep ki, bizi kendi ruhumuza kavuştursun; her hareketimizin ahlâkî değeri olduğunu tanıtsın, hayâya hayran gönüller, insanlığı seven temiz yürekler yetiştirsin; her ferdimizi milletimizin tarihi içinde aratsın, vicdanlarımıza her an Allah’ın huzurunda yaşamayı öğretsin.”
“Mektep, manaya yükseliş, birliğe yöneliş kaide ve disiplindir.”
“Mektebi aşk besler, metotlu düşünce yaşatır.”
Muallim: En iyi muallim, en iyi üstat şüphesiz hayattır. Ancak ondan ders almasını bilmeyenler için muhtaç olduğumuz muallimler, hayatla benliğimiz arasında kürsü kurmuş olan bize daha yakından ve kendi dilimizle öğretici unsurlardır.
Muallim ruhlar sanatkârıdır.
Muallim, gençlere bilmediklerini öğreten bir nakil aracı (nakledici) değildir.
Muallim tüccar hiç değildir.
Muallim, sadece bir memur da değildir.
Muallim hangi özellikleri üzerinde taşımalı:
Muallim hayatımızın sahibi olmaktan ziyade sanatkârıdır. Kullanıcısı değil, yapıcısıdır. Seyirci değil, aktördür. O, hayatı yaşamayı değil ona hizmet etmeyi tercih etmiş fedakâr varlıktır.
Muallim, engellere tahammül etmesini bilen, tahammül etmesini seven idealisttir.
Muallim daima başarısızlığın sebebini arayarak kendini düzeltmeye çalışmalıdır. O, nefsinden fedakârlık yapmayı göze alabilen cesur insan olabilmelidir.
Muallimlik sevgi işidir.
Muallim, herkesin her an muhtaç olduğu doktordur. Anlayış vasıtası ile insanları tedavi eder. İrade kabiliyetimizi işler. Muallim, ruh yapımızın sanatkârıdır.
“Farkında olsun veya olmasın her ferdin şahsî tarihinde muallimin izleri bulunur. Devletleri ve medeniyetleri yapan da yıkan da muallimlerdir.”