GAZİLİK DÜNYANIN EN YÜKSEK MAKAMIDIR

SEÇİMLERE hızlı adımlarla yaklaşıyoruz.
Çok sayıda milletvekili aday adayı hareketlilik içinde.
Kimi aday adayları mülakat için Ankara’ya gitmiş, kalanlar ilçe teşkilatlarını ziyaret ediyor, hem kendilerini tanıtıyor ve hem de bir yoklama öncesinde destek istiyorlar.
Siyasetin durağan hale gelen hayatımıza bir canlılık kazandırdığı söylenebilir.
Önümüzdeki 8-10 gün içinde meydan daha canlı ve heyecanlı hale gelecek.
*
Aynı zamanda Ramazan’ın güzelliklerini de Erzurum’a yakışır zarafette yaşıyoruz.
İnsanlar biri birlerini iftara davet ediyor, Ramazan geleneklerini ellerinden geldiğince yaşatmaya gayret gösteriyorlar.
Hemen her gün birden çok yerde, milletvekili aday adaylarının iftar daveti verdiğini duymak ve görmek mümkün.
*
İşte böyle iftar programlarından birisine davet edilmiştik.
Daha önce adını çok duyduğum, ancak tanışma imkanı bulamadığım CHP Milletvekili Aday Adayı Serhat Can Eş’in gazetecileri ve partilileri davet ettiği iftarı, tanışma fırsatı olarak görmüştüm.
*
O davete iyi ki, gitmezlik etmemişim.
Gitmeseydim, o akşam yaşananlara tanıklık etmemiş, bazı gerçeklerin kamuoyuna nasıl yanlış ya da “çarpıtılarak” verildiğini bizatihi görmemiş olacak, dolayısıyla “gazetecilik” görevimi hakkıyla yapamamış olmanın üzüntüsünü duyacaktım.
*
İftar yemeğinin verildiği, “hoşgörü ortamı”nın hakim olduğu salon tıklım tıklım doluydu.
Ev sahibi sıfatıyla her gelen konuğunu karşılayan, el sıkan, hal hatır soran Serhat beyin mutluluğu yüzünden rahatlıkla okunuyordu.
*
Derken vakit geldi, oruçlar açıldı, yemekler yendi.
Ortada hiçbir anormallik göze çarpmıyordu.
Bir ara salondan çıkma ihtiyacı hissettim.
Ben dışarıdayken konuşmalar başlamış.
*
Lokanta salonu iki bölme halindeydi ve arka bölmede işletmeci yanlış yapmış, müşteri de kabul etmişti.
Ön tarafta konuşmalar yapılırken, arka bölmede oturan, sonradan gazi ve yakını olduklarını belirten ikisi kadın 4 kişiden biri, iddiaya göre sözlü sataşmada bulunmuş.
Bu sataşma ya da benzer türde bir kıvılcım, fitili ateşlemeye yetmiş.
*
Salondan yükselen sesler bir anormallik olduğunu gösteriyordu.
Gazetecilik refleksiyle içeri girdim ve tırhıçların arasından olup biteni seyretmeye ve neler olduğunu anlamaya çalıştım.
Doğrusu bir gazinin, böylesi bir olayın öznesi olabileceğini değil aklımdan geçirmek, asla düşünemezdim bile.
*
Salonun öte başında kirli sakallı, tahminen 35 yaşlarında birisi el kol hareketleriyle, haykırarak küfürler, hakaretler savuruyordu.
Ben yaşanılanları, partililerin biri birleriyle anlaşmazlıkları sonucu çıkan bir “nümayiş” olarak görüyor, en azından olayın çıkış nedenini anlamaya çalışıyordum.
*
Bu arada dikkatimi bir önemli ayrıntı çekti.
Kimse değil kaba kuvvete başvurmak, herkes bağıran kişiyi sakinleştirmeye çalışıyordu.
Hani kavga çıksa, o kalabalıkta yaşanan panikten ezilenler, ölenler bile olabilirdi.
*
Bir ara CHP İl Başkanı Suat Dülger ile Serhat Can Eş’e gözüm takıldı. Her ikisi da canhıraş bağıran ve hakaretler savurun şahsın yakınında dolaşıyor, onlar da işin ne olduğunu anlamaya çalışıyorlardı.
*
Dört kişilik aile meğer bir gazi ve yakınlarıymış!
İnanılır gibi değildi.
Hani CHP’liler sakin davranmasalar, her şey olabilirdi.
*
Yaşanılanları ve sonrasında yaşanan gelişmeleri sakin bir şekilde değerlendirirken, aklıma bazı sorular takıldı, sizlerle paylaşayım istedim:
- Tıklım tıklım partili insanların dolu olduğu bir salonda acaba gazi ve ailesini nasıl bir olay rahatsız etmişti de hakaretin bini bir para halini almıştı?
- Konuşmaların başladığı ana kadar en küçük bir olumsuzluğun yaşanmadığı salonda “ben gaziyim” diyerek ortaya çıkan ve bir anda ortamı altüst eden kişinin gerçek amacı neydi?
*
Mensubu olduğu derneği de işin içine dahil eden ve basın toplantısı düzenleyerek konuyu başka mecralara çeken gazi, aynı zamanda adliyeye giderek de suç duyurusunda bulunmuş.
*
Şehitlik ve gazilik kavramları, müslüman toplumların büyük değer verdiği ulaşılması zor, ulaşıldığında da korunması çok daha zor makamlardır.
Bir gazi, göğsünde taşıdığı “Onur Madalyası”yla bulunduğu ortamlara huzur getirir, güven telkin eder, hoşgörü ortamının adeta mimarı olur ve asla külhanbeyi gibi davranmaz, davranamaz.
Çünkü bir gazi, gaziliğin ne kadar onurlu bir makam olduğunu bilir ve o şekilde haraket eder.
Ve yine bilir ki, gazilik şu fani dünyanın “en yüksek” makamıdır.