ESKİMİŞ ÇORAPLARINIZI ATIN!

ERZURUM‘da geçtiğimiz günlerde önemli iki seçim yapıldı, seçimlerden birinde giderek fosilleşmeye yüz tutmuş bir başkan, bu defa aday olmadığı için değişti, diğerinde de mevcut başkan kendisini çek etme, yönetimini yenileme ve belki eksikliklerini görme imkanı buldu.
*
Ticaret ve Sanayi Odası ile Ticaret Borsası seçimlerinden bahsediyorum!
*
Öncelikle yeni işbaşına gelen yönetimleri kutluyor, başarı dileklerimi iletiyorum…
*
Umarım her iki oda başkanı ve yönetimleri, Erzurum’un cefakar insanının, çileli köylüsünün, esnafının, işadamlarının büyük bir sabırla beklediği atılımları, yenilikleri yapar, giderek artan oranda kan kaybeden şehrin sıkıntılarına çare olabilecek projeleri ivedilikle hayata geçirebilirler.
“İvedilikle” diyorum, çünkü zaman kaybına kundaktaki bebeğinden kır saçlı insanlarına kadar hiç kimsenin tahammülünün kalmadığı ortada.
Bu nedenle herkes elini çabuk tutmalı, ataleti, yani tembelliği, yani çalışmadan oturma ve havanda su dövme alışkanlığını, yani gevşekliği, yani uyuşukluğu bir tarafa bırakıp, gerekirse bir araya gelerek güç birliği oluşturmalı, sorun ve sıkıntıların üstüne cesaretle gitmenin yollarını aramalıdırlar.
*
Tabi yıllardan beri yan gelip yatmaya alışmış, “noter” misali evrak tanzim edip onaylamanın ötesinde bir iş yapmamış bir ETSO’dan o atılım ve beceriyi hemen göstermesini beklemek saflık olur.
*
Bu açıdan hareketle, Erzurum’un kalkınmasını, eski parlak günlerinde olduğu gibi huzurun ve güvenin adresi olmasını arzulayan birisi olarak, ben ve benim gibi düşünen binlerce on binlerce insanın hislerine tercüman olayım istiyorum.
*
Bir oda ve başkanı düşünün ki, ne temsil ettiği iş dünyasına, ne de memlekete kayda değer bir iş yapmadan yıllarca koltuğunda oturmayı ve nalıncı keseri gibi sadece kendine yontmayı başarmış olsun!
*
Aslında şehir genelinde “peynir gemisi” gibi gördükleri oda, dernek, vakıf ve cemiyet gibi örgütlerin çoğunu lafla ve ustalıkla yönetmeyi(!) becerebilen bir değil bir’den çok dernek ve kamu yöneticisinin varlığı, Erzurum’un nal topluyor oluşunun asıl sebebidir.
*
Keşke kerameti kendilerinden menkul, ele geçirdikleri dümeni bir türlü bırakmaya yanaşmayan, olmadıkları taktirde geminin karaya oturacağını zanneden gafilleri mesela birkaç mandal veya naylon leğen karşılığı eskiciye verebilseydik.
Ne iyi olurdu ama…
Her neyse!
*
Zararın neresinden dönerseniz kazançlısınız demektir.
*
Bu açıdan bakıldığında; memleketin içinde bulunduğu sorun ve sıkıntılara aldırış etmeyen, kendilerini bulunmaz Hint kumaşı gibi gören, oysa her birinin patiska, bez, hatta çul çaput olmadığını rahatlıkla hissedebildiğimiz kurtarıcılarımızdan şehri kurtarmanın zamanı gelmiş, hatta geçmektedir.
*
Kimi 20 ve daha fazla yıldan beri ele geçirdikleri koltuklarda sıkılmadan, büyük bir pişkinlikle oturan sivil örgüt yöneticilerinden her birine “Koltukları işgal etmeye başladığınız günden bugüne ne yaptı, bırakın kangrene dönüşmüş sorunları çözmeye yönelik kararlı adımları atmayı da, mesela bir küçük yarayı tedavi edecek hangi pansuman tedbirlerin alınmasına ön ayak oldunuz?” diye soran olsa, acaba bir “numune” gösterebilirler mi?
*
Durum böyle olduğu içindir ki, Erzurum ayakta duramıyor, Erzurum yuvarlanıyor, Erzurum rüzgara kapılmış çalı çırpı misali oradan oraya savruluyor.
*
Vehametin farkında olanlar, kadim kültüre sahip Erzurum’un çoğu küçük illerin bile gerisine düştüğünü görenler, eleştirilerini daha kararlı şekilde ve yüksek sesle yapmaya, tavırlarını da yeni çalışmalar yaparak, yeniden örgütlenerek ortaya koymaya başladılar.
*
Bu noktadan hareketle kurulan ve kısa zamanda çok sayıda sosyal ve kültürel etkinliğin altına imzasını atan, benim de içinde yer aldığım Erzurum Kültür Sanat ve Eğitim Derneği ERSANDER’i, ilkeli ve anlamlı yürüyüş başlatan bir iki sivil toplum kuruluşundan birisi olarak rahatlıkla gösterebilirim.
*
Aynı güzel ifadeleri, çoğu kimsenin varlığından pek haberdar olmadığı, Erzurum Yeni Medya Derneği için de söyleyebilirim.
*
Başında Gamze İspirli’nin bulunduğu, yönetiminde Bilal Uygur gibi deneyimli isimlerin yanında genç meslektaşların yer aldığı Erzurum Yeni Medya Derneği’nin önceki hafta Atatürk Üniversitesi Mavi Salon’da düzenlediği; gerek Erzurum ve gerekse Ankara’dan çok sayıda bilim insanının konuşmacı olarak katıldığı, şimdiye kadar “burnundan kıl aldırmayan, küçük dağları haşa biz yarattık havasında olan” ne Doğu Anadolu Gazeteciler Cemiyeti ve ne de Erzurum Gazeteciler Cemiyeti’nin düzenlemeyi beceremeyecekleri, mesleki konuların görüşüldüğü bir toplantıya ev sahipliği yapmış olmalarını ben, mevcut gidişata ve derneklere karşı bir efelenme gibi gördüm.
*
Yakından tanıdığım, ancak yıllardan beri göremediğim Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zakir Avşar Hoca’nın konuşmacı olarak katıldığı, yine aynı üniversiteden bilim insanlarının hazır bulunduğu, Atatürk Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Adem Yılmaz’ın da moderatörlüğünü yaptığı Kültür ve Turizm Haberciliğinin Yaygınlaştırılması Paneli’nin çok daha mini minnacığını acaba söze gelince mangalda kül bırakmayan, ama sıra icraata geldiğinde hiç ortada gözükmeyen gazeteciler(!) cemiyetleri yapabilirler miydi?
Hiç zannetmiyorum!
*
Haber sitemizin yapımı günlerine denk gelen, bu nedenle yazma imkanı bulamadığım o güzel, o anlamlı etkinliği gerçekleştiren Erzurum Yeni Medya Derneği’nin tüm ekibini gönülden kutluyorum.
*
Geçmişiyle kıyaslandığında, otoriter yapısı, gücü ve popülerliğinden çok şey kaybettiğini acı da olsa fark ettiğimiz Erzurum için, sivil toplum kuruluşları için önümüzdeki dönemin yeni başlangıçlara vesile olmasını diliyor, yazımı bir eski televizyon reklamından kalma, hafızalarımıza kazınmış sözle noktalamak istiyorum:
Atın atın eskimiş çoraplarınızı atın!