EKMEK PARASI BÖYLE KAZANILIR

ERZURUM‘u dolaşırken, gözümüz takıldı atölyesinde çalışan usta’ya…
Dışarıdan bakıldığında bile bir hoşluk çarpıyordu göze.
Hiç düşünmeden içeri girdik, selam verdik, kendimizi tanıttık ve fotoğraf çekmek için izin istedik.
İtiraz etmedi, o çalışmasına devam etti, biz de fotoğraf çekmeye…
***
Kimdi usta, neresiydi, kaç yaşındaydı, sormadan duramadık.
***
Kavaflar Çarşısı’nın dalında, yani bitişikteki Namık Sokak’taki ekmek teknesinin başında, yarım asırdan fazladır ter döken Maksut Usta, 79 yaşındaymış.
***
Mahallebaşılı olduğunu öğrendiğimiz o güzelim insanı izlerken, gözümüzün önüne koronayı, virüsü, salgınını bahane eden, alınan salgını dizginlemeye yönelik kararları istismar boyutuna taşıyan, evinden çıkmayan, yatışa geçen, arada bir lütfedip işyerine, makamına giden, gittiğinde de kimseler ile görüşmeyen, çalışmayan, üretmeyen, çalışıyormuş gibi yaparak göz boyayan ve bu şekilde maaş alan, almayı içine sindiren, helali-haramı aklının ucundan bile geçirmeyen yığınla insan geldi aklımıza, yutkunduk.
***
Fotoğraf çekmiş, görüntü almıştık.
İşimiz tamamdı. Usta’yı daha fazla meşgul etmek, oyalamak, dikkatini dağıtmak olmazdı.
***
Torna tezgahında şekil vermeye, bir sarraf hassasiyetiyle hareket ederek ahşap malzemeyi ölçülendirmeye, düzeltmeye çalışırken, sıçrayan yonga ve talaşların abideye dönüştürdüğü Maksut Usta’nın elini öpmek isterdik.
Ama çalışma alanı o kadar dar, o kadar küçüktü ki, yanına varmamız mümkün bile olmazdı.
Sadece teşekkür etmekle yetindik.
***
O küçük Güven Doğrama Atölyesi’nden çıkarken, “Acaba Erzurum’u Erzurum yapan bu değerlere sahip çıkanımız, bırakın takdiri, ödülü bir yana, kuru bir teşekkür edenimiz, dostça elini sıkanımız, samimiyetle bağrına basanımız, sevgisini, saygısını yansıtanımız var mı, olur mu, bulunur mu öyleleri” diye sorduk kendimize.
***
Bir an umutsuzluk duygularının her yanımızı çepeçevre kuşattığını hisseder gibi olduk.
Çünkü yoktu, hiç de olmamıştı.
***
Acaba bundan sonra olabilir miydi?
Yolda yürürken sorduğumuz soruya doğal olarak yine kendimiz…
Sadece acı acı tebessüm ederek cevap verdik.