AYŞE ABLA MUHTAR OLMAK İSTİYOR

DÖNEMİN Numune Hastanesi ‘nin efsane müdürü, şehrin saygın isimlerinden, entelektüel birikimi ve donanımı ile kent hayatına katkı yapan ve bu özellikleri nedeniyle de “unutulmazlar” arasına giren Kemal Hatunoğlu’nun, anı işi yapan, benzeri mücadeleleri sosyal medyada veren kızı, “Erzurum’un Ayşe Ablası” Ayşe Neslihan Hatunoğlu, yerel seçimlerde muhtar seçilmek için yola çıktı.
Erzurum kültür hayatı ile yoğrulmuş, biçim almış, şehrin “eşraf” diye tanımlanan ailelerinin çoğunu bilecek, tanıyacak derinlikte bilgiye sahip olan, bu donanım ve birikimini de sosyal medyaya yansıtarak “Erzurum ne, Erzurumlu kim, Dadaş kültürü nasıl olur?” sorularına karşılık vermeye çalışan Ayşe Neslihan Hatunoğlu, 31 Mart Yerel Seçimleri’nde, Ömer Nasuhi Bilmen Mahallesi’nden muhtar adayı olduğunu duyurdu.
İlk duyurusunu sosyal medya üzerinden ve çok farklı biçimde yapan Erzurum’un Ayşe Ablası, yaptığı tanıtım çalışmasında, vatandaşa “muhtar kimdir?” sorusunu sorarak bir bilinç oluşturmaya çalıştı. “Muhtar, başınız dara düştüğünde kapısını çalacağınız ilk kişidir” hatırlatması yapan Ayşe Abla, daha sonra aynı çalışmada görüş ve değerlendirmelerini şöyle sıraladı:
“- Muhtar, mahallenizde devleti temsil eder.
Ancak, devlet adamlığının yanında bir anne, bir baba gibi, bütün özelinizi paylaştığınız kişidir.
Devletin içinde olup, hem vatandaşına, hem devletine bu kadar yakın olan bir kamu organı daha yoktur.
Muhtar, devletin mahalledeki şefkat elidir.
Muhtar, mahallesinde çalışma saatleri kanunla belirlenmiş, ancak 24 saat hizmet veren, hangi saat olursa olsun vatandaşa kapısı açık olan tek temsilcidir.
Muhtar, ölünüzde, dirinizde, düğününüzde, derneğinizde yolunuzda, kaldırımınızda, çöpünüzde, yanmayan sokak lambanızda, yani sizin her şeyinizle ilgilenen tek kişidir.
Avukatlık işi olan da, doktora ihtiyaç duyan da, eşiyle kavgası olan da, kızı kaçan da ilk iş olarak muhtara koşar.
Muhtar bazen avukat, bazen doktor, bazen psikolog, bazen baba, bazen anne gibi hareket eder.
Aslında muhtar sizin her şeyinizdir.
Hepsinden iyicesi, bir gönüle girmektir.
Daha fazlası için geliyoruz…”