ANKARA’NIN SUYUNU SES SİSTEMLERİ İLE TEMİZLİYOR

ASLEN Erzurumlu olan ASKİ (Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi) Su Arıtma Dairesi Başkanı Nuri Kali, teknolojinin sağladığı imkanları alabildiği ölçüde kullanarak içme suyunun kalitesini artırma gayreti içinde olduklarını söyledi, bunun için ultrasonik (yüksek ses dalgası) ses sistemlerinden yararlandıklarını belirtti.
AMAÇ DAHA KALİTELİ SU
Ankara’ya transfer olduktan sonra, Başkent’in su ve kanalizasyon sorunlarını asgariye indirmek ve vatandaşın çok daha kaliteli su kullanmasını sağlamak amacıyla yoğun çaba içine giren Nuri Kali, “kalite ve temizlik” konusunda her yolu denediklerini ve her türlü imkânı kullanmaya çalıştıklarını bildirdi.
Uyguladıkları yöntemler arasında ses sistemlerinin de bulunduğunu da bildiren Nuri Kali, erzurumdanhaberler’e yaptığı değerlendirmede; ultrasonik ses sistemlerinin özelliklerini ve etkisini “Normalde insan 20 ile 20 bin hertz (HZ) frekans aralığındaki sesleri duyabilmektedir. Ultrasonik ses sistemleri, 20 ile 120 bin hertz arasında ses yaymaktadır. Bu sistemi biz içme suyu içinde kullanıyoruz” diye açıkladı.
KÖTÜ KOKUYU DA ÖNLÜYOR
Sistemin çalıştığında, suyun içinde bulunan ve halk arasında “yosun” olarak bilinen mavi-yeşil algleri, yani küçük organizmaları etkisiz hale getirdiğine işaret eden Nuri Kali, şunları söyledi:
“- Bu sayede suya enzim salgılayan yosunların üremesi azalıyor. Bazı yosunların toksik yani zehir salgıladıkları bilinmektedir. Bu toksikler öldürücü de olabilir. Yine suya karışan enzimlerin hoş olmayan bir koku yaydığı da bilinmektedir.
Biz, ultrasonik sistemini kullanarak mikroorganizmaların büyümesini engelliyor ve kontrol altına alıyoruz. Bu yöntemle suda kötü koku oluşumunun önüne geçiyoruz.”
YENİ ÜRETİCİLERE İHTİYAÇ VAR
Su arıtma yöntemlerini anlatırken aktif karbonun rolüne de vurgu yapan Kali “Sularda eğer arıtma ile gideremediğimiz organik maddeler ortaya çıkıyorsa, bu sorunu aktif karbon kullanarak gidermeye çalışıyoruz. Türkiye’de aktif karbon üreten 3-4 firma olduğunu biliyorum. Bazılarının kapasitesi yetersiz. Aktif karbon doğru bir tercih. Ülkemizde dövizin yurtdışına çıkması büyük bir sorun. Aktif karbonun kaynağı ile ilgili TÜBİTAK desteği ile bazı çalışmaların olduğunu biliyorum. Kaysı kabuklarından yararlananlar olduğu gibi ceviz kabukları da kullanıyorlar. Bir firma ise meşe kabuklarından üretim yapmaya çalıştı ancak henüz başarılı olamadı. Yurtdışında ise genellikle hindistancevizi kabukları temel tercih. Tabii burada ürünün yetiştiği ülke belirleyici oluyor, örneğin Çin bambudan üretiyor. Türkiye’de kömür bazlı üretim de mümkün ancak bu yönde faaliyet gösteren bir aktif karbon üreticisi duymadım. Ülkemizin aktif karbon üreticisine ihtiyacı var” ifadelerini kullandı. erzhaber