AKDAĞ’I, BİR ÜST MAKAMA SÜRDÜLER

UZUN zamandan beri beklenen kabine değişikliği dün nihayet yapıldı.
Kabinede yer alan, ya da almayan isimler, çoktan belleklere kazındı bile.
***
Yapılan revizyonda bizi, yani Erzurum’u yakından ilgilendiren “en önemli” değişiklik, hiç şüphesiz Türkiye Cumhuriyeti tarihinin “Kesintisiz En Uzun Süreli Sağlık Bakanı” ünvanını elinde bulunduran Prof. Dr. Recep Akdağ’ın, “daha kıdemli”ymiş gibi gözüken Başbakan Yardımcılığı makamına “sürülmesi” oldu.
***
Kimse alınganlık göstermesin ama, yapılan değişikliğin adı budur.
***
Recep Akdağ, icracı bir bakanlık olan Sağlık’ın başından alınmış, protokolde ismi daha önde olan, ama teşkilatları bulunmayan, kırmızı plakadan ibaret bir makam aracına sahip başbakan yardımcılığına, kibar bir dille sürülmüştür.
***
Recep Akdağ’ın oturacağı koltuğun önceki sahibi, “Emanetçi Tuğrul Türkeş” idi.
Aylardan beri, başbakan yardımcısı sıfatıyla kabinede bulunan Tuğrul Türkeş, insan hafızasında iz bırakan hangi hizmetleri yaptı ki, bundan sonra Recep Akdağ da yapabilsin!
***
Hakkı yemeyelim!
Görev başbakan yardımcılığı da olsa, o bakanlığın teşkilatları filan da olmasa, sonuçta bakanlık, bakanlıktır.
Sonuçta Mehmet Müezzinoğlu gibi, Nabi Avcı gibi, kabine dışında kalmak da vardı.
Böyle olmamış, Recep Akdağ, kabine içinde bırakılmıştır.
Bu, önemlidir.
***
Erzurum’a, Erzurum insanına “ödenemeyecek kadar” borcu olan Recep Akdağ’a, başbakan yardımcısı sıfatıyla bir kez daha “borç ödeme fırsatı” doğmuştur.
***
Sayın Akdağ, ilk başta ve hiç vakit kaybetmeden, çok öncelerden verdiği “Erzurum sanayi yatırımları ile kalkınır” sözünün gereğini yerine getirmelidir.
***
Nitelikli göç nedeniyle gücünü önemli ölçüde kaybeden, hayvancılığı duvara toslamış, umudunu üniversite öğrencilerinin harçlıklarına bağlamış, okullar tatile girdiğinde ekonomisi dibe vuran bir şehrin başbakan yardımcısı olarak, kalkınma hamlesini ivedilikle başlatmalı ve gereken adımları atmalıdır.
***
Makam ve mevkilerin geçici olduğu hepimizin malumu.
Dünün çoğu insanı, bugün yok!
Vakti gelen, gidiyor.
Yeri gelmişken, İbrahim Aydemir dostumuzun annesi Neriman annemize bir kez daha rahmet dileyeyim istiyorum.
Mekânı inşallah cennet olur.
***
İşte kaçamadığımız, bir gün bizim de kapımızı çalacak olan son, bu son.
***
O son an gelmeden, son nefes verilmeden…
Eğer bırakabilen varsa, baki kubbede bir hoş seda bırakabiliyor.
Öte haliyle herkes ve her şey çok çabuk unutuluyor.
***
Bugüne kadar biz de dahil her kesimden yığınla insan çok şey yazdı, çok şey söyledi.
***
İzninizle, hazır fırsat doğmuşken, beklentilerimizin küçük bir bölümünü bir kez daha hatırlatayım istiyorum:
***
Erzurum hizmet istiyor…
Erzurum kalkınmayı arzuluyor…
Erzurum kültürü, eserleri, tarihi emanetleri uzanacak yardım eli bekliyor…
Ve Erzurumlu, na’merde muhtaç olmadan yaşayabilmenin özlemini çekiyor.
***
O özlem ise maalesef, kuruyacağı önceden belli olan ağaçları dikerek, estetik hiçbir yanı olmayan kuleleri kavşaklara kondurarak, kentsel dönüşüm masalı adı altında şehri yerle bir ederek, rant kokan konutlar yaparak, bütçeyi tüketerek, bankalara katrilyonlarca lira borçlanılarak giderilmiyor, giderilemiyor.
***
Erzurum tükendi, tüketildi.
Eğer ilgisizlik, vurdumduymazlık böyle devam ederse, bu şehir belini kolay kolay doğrultamaz.
***
Arzedeyim istedim.