NASIL MİLLET OLDUK BÖYLE!

ERZURUM, şehir olarak çok ötelerden beri özellikleri ve güzellikleri ile bilinir, oldukça da takdir görür. Yurdun birçok yerinde
“Erzurumluluk” önüne-ardına bakılmaksızın, referans kabul edilir.
Bu topraklarda doğmuş ve büyümüş olmak, çoğu insan açısından bir ayrıcalıktır.
Şehrin “dadaşlar diyarı” diye anılmasını ve özellikli hale getirmesini, hiç şüphesiz Erzurum insanının tüm değerlerine sarsılmaz bir bağla bağlı oluşunun yanında komşuluk ilişkilerinin üst düzeyde tutulması, dolayısıyla karşılıklı saygı, sevgi ve güven ortamının oluşması sağlamıştır.
Ancak bugün yaşanılanlara, karşılaştığımız, insana “bu kadarı da fazla” dedirten olaylara baktığımızda, bizi tahta çıkartan çoğu özellik ve güzelliği kaybettiğimizi görüyor, gördüklerimiz karşısında ürperiyor, ister istemez şaşkına dönüyoruz.
“Temizlik imandandır” hadisi şerifini düstur edinmiş, elinden geldiğince temiz olmaya, temiz yaşamaya, insani ilişkilerini sağlam zemine oturtmaya çalışmış, kul hakkı yememek için azami gayret göstermiş, haramdan mümkün mertebe kaçınma mücadelesi vermiş Erzurum insanı, yaşadığı şehri de bu güzel özellikleriyle eşdeğer hale getirmiş, güvenli, yaşanılabilir bir beldeye dönüştürmüş.
Gelin görün ki, son yıllarda yaşanan ciddi erozyon, yani göç, yani şehrin öz kültürü ve özellikleri ile yoğrulmuş, biçim almış insanının başka diyarlara kaçarcasına gidişi, buna paralel çevreden farklı kültürlerden insanların akını ile demografik yapısı bozulur hale gelmiş, bu gelişmeler Erzurum’u her yönüyle sıkıntıya sokmuş, yalnızlaştırmış, sonuçta boynunu bükmüştür.
Bugün göze çarpan her türlü olumsuzluğun, çarpıklığın, kötü, iç karartan görüntülerin çokluğunun altında yatan neden; Erzurum’un kendi insanının umursamazlığıdır, yalnızlaştırılmasıdır, terk edilmişliğidir.
Erzurum’da yaşanan olumsuz değişim ve gelişmeleri dehşet dolu gözlerle ve ürpererek izleyen insanlar, ister istemez akıllarına şehrin dününü, dünde kalan güzelliklerini getiriyor, iç geçiriyor, hayıflanıyor, kötü gidişe set olamamanın büyük üzüntüsünü duyuyorlar.
Artık isimleri unutulmuş, neredeyse hiç akla gelmeyen o yok olan mahalleleri, arkadaşlıklarını, köşebaşlarında yaşadıklarını, anılarını boşuna arayan; bir avuç Erzurumlu, “Bize ne oldu, nasıl millet olduk” diye hayıflanıyor, cevapsız soruları suya, havaya, kurda, kuşa boşuna soruyor.
Dönemin Bizans İmparatoru Theodosius tarafından yaptırılan, 12’nci yüzyılda Saltuklu Hükümdarı Ebu’l Kasım’ın ilave ettirdiği kulesiyle (Tepsi Minare) de daha görkemli hale gelen Erzurum Kalesi, ecdad yadigarı, çok önemli bir başyapıt.
Kente hakim bir tepe üzerinde, Kırklar Sokağı’nda yer alan, kuzeye bakan yamaçlarında bulunan Kurşunlu Cami ve Medresesi ile bütünlük arzeden Erzurum Kalesi’nin çevresi, sarhoşların mekanına dönüşmüş durumda.
Sarhoş mekanı olarak kullanılabilecek en son yerlerden biri olması gereken, hem milli ve hem de manevi yığınla olaya tanık olmuş Erzurum Kalesi ve çevresinin, Büyükşehir Belediyesi tarafından sürdürülen çevre düzenleme çalışmaları ile temizleneceğine ve farklı bir çehre kazanacağına kesin gözüyle bakılıyor.
Erzurum Kalesi’nin “meyhane çöplüğü”ne dönüşen halininin bir daha yaşanmaması adına, gerekli önlemlerin de çalışmalar tamamlandıktan sonra alınması istendi. erzhaber