3 TEMMUZ’U ÖKSÜZ BIRAKAN ÖLÜM

DAHA üç beş gün önce, TÜFAD Erzurum Şubesi’nin düzenlediği etkinlikte, 3 Temmuz Stadı’nda karşılaşmış, selamlaşmış, hasret gidermiştik.
Biri birimizi tanıyan, ama sık görüşme fırsatı pek bulamayan, bir yerde karşılaştığımızda dostça sarılan, samimi duygularımızı dışa yansıtan iki komşu mahallenin çocuklarıydık.
O Vani Efendi’li, ben Dere Mahalleli’ydim.
TÜFAD Erzurum Şube Başkanı Abdüsselam Gökçan’ın 3 Temmuz Stadı’nda geçtiğimiz günlerde düzenlediği “Ahde Vefa” programında, ahirete göçmüş futbol insanlarını hatırlattığı konuşmayı yaparken, sıranın sevgili Selçuk’a (Çakmak) geldiğini kim bilebilirdi ki?
*
Bu yıl Erzurum çok kurak bir bahar ve yaz dönemi geçirdi, geçirmeye de devam edecek gibi gözüküyor.
Ama dün, akşam saatlerine doğru sanki gök delindi, son zamanlarda hiç görmediğimiz yoğunlukta, sel oluşacak kadar yağmur yağdı, yağış gece boyu da aralıklarla devam etti.
Düşünüyorum da, acaba ölümü asla yakıştıramayacağımız canlılık ve sevecenlikte olan sevgili Selçuk için mi yaş döküyordu gökyüzü?
*
Erzurum; Erzurum’u seven, sporu seven, futbol düşkünü, 3 Temmuz Beldespor’un kurucusu ve uzun yıllar başkanı bir can evladını kaybetti.
Tıpkı diğerleri gibi!
Şehrin yitirdiği önemli değerlerine ne yazık ki, Selçuk da dahil oldu.
Rabbim mekanını cennet etsin, sevenlerine sabır versin, ailesinin, çocuklarının başı sağ olsun.
*
Kısa süre önce de Dere Mahallesi’nden arkadaşım, uzun yıllar Erzurumspor ve Palandöken forması giymiş Hüseyin Bezdim’i…
Yine aynı haftalarda Erzurumspor’un efsane kalecisi Ersin’i kaybetmiştik.
*
Sırada demek sevgili Selçuk varmış!
Gerçekten çok üzgünüm.
Elbet kimin, nerede, ne zaman ve nasıl öleceğini Allah’tan başka kimse bilmez.
Ölüm hepimize bir tık uzakta.
*
Ama yine de insan aldığı bu tür acı haberlere inanmakta büyük zorluk çekiyor.
*
Erzurum futbol camiasının bir neferi olan, zamanının önemli bölümünü 3 Temmuz Stadı’nda, gençlerin arasında, sporun içinde geçiren, bu şehir açısından “önemli bir değer” olarak gördüğüm, gülüşü, sevimli ve sempatik hareketleriyle hem hafızalarda ve hem de gönüllerde yer edinmiş Selçuk Çakmak’ın ani ölümünün herkesi acıya sürüklediğini, sevenlerinin, tanıyanlarının, dost ve arkadaşlarının içini kavurduğunu söylememe bilmem gerek var mı?
*
Sesi duyulduğunda, tanıyan herkese “Selçuk konuşuyor” dedirten, kimlikli, kişilikli bir spor adamı, bir güzel insan ne yazık ki, artık konuşamayacak!
*
Bu tür ani ölümler, insanın aklına ilk başta kalp krizini getirir.
Ben de öyle düşünmüştüm.
Ancak, sabah konuştuğum kader arkadaşı, TÜFAD Erzurum Şube Başkanı Abdüsselam hoca (Gökçan), doktorun “ciğerleri bitmiş” dediğin aktardı.
İnanılır gibi değildi
Sigaradan, içkiden uzak, sporla iç içe olmuş bir insanın ciğerleri nasıl olur da tükenebilirdi?
*
Takdiri ilahi karşısında elbet söyleyecek sözümüz olamaz.
*
Bir dostumun sık sık “Ben kendimi bildim bileli hep O’nun dediği oluyor” sözünü dillendirdiği gibi…
Sonuçta biz ne dersek diyelim, ne yaparsak yapalım, sonuçta Allah’ın dediği oluyor.
*
Bize düşen, kadere rıza göstermek ve bir gün bizim de çıkacağımız o geri dönüşü olmayan yolculuğa hazırlıklı olmaktır.
*
Hayata 61 yaşında veda eden 3 çocuk babası sevgili Selçuk için son görev bugün (perşembe) Narmanlı Camii’nde yerine getirilecek.
İkindi namazından sonra defnedilecek olan yeri doldurulması zor, 3 Temmuz’u ve spor dünyasını öksüz bırakarak ahiret yolculuğuna çıkan kardeşime, o güzel insana Allah’tan rahmet diliyorum.
Mekanı inşallah cennet olur.