ÜLKE OLARAK, MİLLET OLARAK GELECEĞİMİZ TARIMA BAĞLI
ÜLKEMİZDE HER YIL 26 MİLYON TON KADAR GIDA İSRAF EDİLİYOR. HER ÜÇ EKMEKTEN BİRİ ÇÖPE GİDİYOR. BU İSRAFIN BİZE ZARARI YILDA 4 MİLYAR EURA’DUR.

DÜNYADA 1 milyar insan aç, 1,4 milyar insan açlık sınırında ve 1,1 milyar insan içme suyuna kavuşamıyor. Dünya nüfusu ise 2022 itibariyle 8 milyara ulaştı. Bu durum geleceğin daha endişeli olacağını gösteriyor.
Türkiye’de de durum farklı değil. Şehirlerin toptancı hallerinden her gün tonlarca meyve ve sebze daha satışa çıkmadan eziliyor, ya da çürüyüp çöp oluyor. Sonra da kompoze gübre olmak için bir tesise gönderiliyor. İyi ki bu işlem de yapılıyor!
Açlığın en önemli nedenleri gıda ve su israfı, aşırı nüfus artışı, yükselen gıda fiyatları ve gıda dağıtım sorunlarıdır. Nitekim bugün itibariyle Dünya Tarım Örgütü’nün (FAO) verilerine göre, dünyada gıda tüketim artışı, nüfus artışının yüzde 5 veya 6 üzerindedir. Bu da gelecekte aç nüfusun artışına fazlasıyla yol açacaktır.
Dünyada her yıl 4 milyar ton gıdanın 1,3 milyar ton kadarı, Türkiye’de ise son 5 yıla bakıldığında yıllık ortalama 26 milyon tonu israf ediliyor.
Atılan her bir gıdanın üretiminde harcanan su da düşünüldüğünde, israfın boyutu katlanıyor.
Her üç ekmekten biri çöpe gidiyor. Bir kamyonun 10 ton çöp taşıdığını göz önünde tutarsak, bu rakamlar bize yılda 2,5 milyon kamyondan fazla gıdanın çöpe atıldığını gösterir.
Bunun parasal değeri ise yılda 4 milyar Euro’dur.
Ürettiğimiz gıdaların yüzde 14’ü kaybedilirken, yüzde 17’si israf ediliyor.
Buna diğer yıpratıcı etkenleri; iklim değişimlerini, hastalıklar, doğal afetler, biyoçeşitlilik kaybı, doğal yaşam alanlarının tahrip olması ve çatışmalar gibi olayları eklediğimizde, dünyanın artan gıda ihtiyacını karşılamada karşı karşıya olduğumuz zorluğun büyüklüğünü daha net görürüz.
102’si Nobel Ödülü almış, 160 bilim insanının yayınladığı İNSANLIĞA İKAZ TEBLİĞİ’NDE; 21. yüzyılın Telekomünikasyon, Tahıl ve Su Savaşlarına sahne olacağını bildirilmektedir.
Sonuçta bu öngörü gerçekleşiyor!
Türkiye’nin tarım ürünleri alanında kendine yeterliliği giderek azalıyor.
Tarımsal ürünlerin ithalatı her yıl hem çeşitlenmekte ve hem de miktar olarak artmaktadır.
Bu olumsuz gidişi tersine çevirmek, üretim alanındaki dengesizliği gidermek için gerekli önlemler geciktirilmeden alınmalıdır.
Bütün bu olumsuzluklar gösteriyor ki tarım önemli ve stratejik bir sektör durumundadır. Ülkemiz için ise bu daha da önemlidir.
Tarım üretimi ve ticaretini elinde bulunduran ülkelerin 21. Yüzyılda uluslararası ilişkilere yön vereceği bir gerçektir.
Bu şu demektir; üretmeden tüketirsen, tükenirsin…
40 senedir bilinen şeyleri tekrar eden bir yazı olmuş. Yeni şeyler söylemek gerek inssnlara